Aramak istediğiniz sözcüğü Google’ın arama çubuğuna yazdığınızda arama motorunun onbinlerce, yüzbinlerce site içerisinden hangi siteyi ilk sırada çıkaracağına nasıl karar verdiğini biliyor musunuz?
Cevap: parayı bastıran ilk sırada çıkıyor.
Para veren siteler, en üstte reklam olarak çıkıyor. Sorduğum, mesela aradığımız kelime reklam verilmeyen bir konu olsun. Bu durumda hangi site ilk sırada çıkacak?
Google’ı Google yapan ana prensip, kurucuları olan Larry Page ve Sergey Brin’in 1996 yılında Stanford üniversitesinde yaptıkları PageRank isimli çalışma. Ana prensip popülarite ve muteberlik. Bu iki kritere göre Google’ın algoritmaları siteleri derecelendiriyor. Puanı yüksek olan ilk sırada çıkıyor. Hem popülarite hem de muteberlik göreceli kavramlar. Bir bilgisayar algoritması bu tip göreceli kavramları nasıl ölçebilir? Google bunu becerebildiği için bugünki devasa boyutuna ulaştı.

Google’daki popülerliği lisede popüler olan bir gencin popülerliğine benzetebilirsiniz. Herkes popüler olana yakın olmak ister ancak popüler olan sıradan biri ile arkadaşlık kurarsa ve ortalıkta görülürse bir anda sıradan olan çocuk hiç arkadaşı olmasa da popüler olur.
Yukarıdaki balonlar siteleri, oklar da birbirleri ile olan bağlantıları yani linkleri temsil ediyor. Büyük balonlar çok, küçükler ise az popüler olan siteler. Yeşiller de internette bir şeyler arayanlar. E sitesinin bir çok ziyaretçisi var. En popüler olan B sitesi. Neredeyse örnekteki bütün siteler B’ye link vermiş. Ancak B sitesi, C’ye link vermiş. C sitesi neredeyse hiç ziyaretçisi olmasa da neredeyse B sitesi kadar popüler olmuş. Çünkü çok popüler olan B sitesi, C’ye link vermiş.
Yani sıradan olan C bir anda ‘Bnin arkadaşı C’ olursa C popüler oluyor.
Şimdi ben bunu niye anlattım? Benim hipotezim;
Geleceğimizi oluşturan beynimizdeki algoritmaların kendi içlerinde yarıştığını, en baskın algoritmanın Google’da arar gibi paralel boyutlar arasından, kendi içeriğine en uygun olan paralel boyutu seçtiğini ve böylelikle geleceğimizi oluşturduğumuzu anlatmıştım. Hangi algoritmanın baskın geldiğini anlatmak için Google’ın PageRank algoritmasından yararlanıyorum.
Beynimizi milyarlarca siteyi içinde barındıran bir internet ağı gibi hayal edin.
Algoritmalarımızın (yani sitelerin) popülerliği kullanım sıklığı (Long Exposure) ve diğer algoritmalar ile olan linkleri ile belirleniyor. Çok kullanılan algoritmalar daha detaylı ve gelişkin oluyor.
Popülerlik beynimizin yani sürüngen, limbik ve korteks beyinlerimizin kendi aralarında kurduğu internet içindeki derecelendirme…
Algoritmaların sadece ve sadece takip edilen yol, akış yolu demek olduğunu, varlığın ya da makinanın zekaya ihtiyacı olmadığını lütfen aklınızda tutun. Adım adım eldeki haritaya göre ilerlemek.

Gözünüzü kapayın ve yukarıdaki algoritmayı sırası ile sanki gerçekten sahanda yumurta pişiriyormuşsunuz gibi zihninizde canlandırın. Sürecin içinde en çok hangi işlemdeki his aklınızda kaldı? Sizde nasıl oldu bilmiyorum ama ben en çok, ocağı yakarken ve kapatırken huzursuz oldum. Bir de algoritmada olmasa da yumurtayı tavanın içine dökerken, elime yağ sıçrar diye kafamdan geçti. Yukarıdaki basit yumurta pişirme işleminin aslında birçok başka algoritmaya bağlandığını farkettiniz mi? Daha önceden atalarımın ve kendimin ateşle ve ateşten korunmak ile ilgili tecrübeleri yani algoritmaları benim ateş ile ilgili işlemlerde daha dikkatli olmamı sağlıyor. Ateş sadece yumurta pişirmek ile ilgili bir deneyim değil. Evrim sürecinin içindeki milyarlarca deneyim sayesinde en popüler algoritamalardan biri. Yumurta pişirme algoritması çok sıradan ve basit bir algoritma olmasına rağmen ateş ve ateşten korunma gibi popüler algoritmalardan direkt link alıyor. Yani popülaritesi bu sayede yükseliyor.

Algoritma linkleri sadece ateş ile sınırlı değil. Yumurta yiyerek doyacağım. “Yiyecek bulmak” da en az “ateşten korun” algoritması kadar popüler bir algoritma. Bende ateşten korun hissi baskın geldi ama belki de sizlerde leziz yumurta tadı ve ekmeği yumurtanın sarısına nasıl bandırdığınız hissi oluştu.
Ateş ve yiyecek birbirleri ile de ayrıca ve zaten bağlantılı. İkisi de birbirlerinin popülerliğini arttırıyor. Yiyecek pişirmek için ateşten yararlanmıyor muyuz?
Algoritmaların ne kadar girift bir yapıda işlediğini görebildiniz mi?
Beynimizin içindeki interneti ve algoritmalar arasındaki popülerliğe dayalı yapıya ait düşüncelerimi anlattım. Aynı internet yapısının bütün kainatta da var olduğunu hayal edin.
Beyninizde kazanan/popüler algoritmanız kainattaki bütün varlıklarla ve onların basit ya da karmaşık algoritmaları ile bağlantıda. Kainattaki makro yapının içindeki popülerlik düzenine göre popüler olanın kazandığı, bu linkler çerçevesinde oluşan makro kainat algoritmanın olası paralel boyutlar arasında kendine en uygun olan paralel boyutu seçtiği hayatı yaşıyoruz. Beyniniz yandı mı? Ufak bir ara verin, biraz su için ve bir daha okuyun lütfen. Daha önceki bölümde anlattığım Shakira’nın waka waka şarkısı ile ilgili anımı hatırlatmak istiyorum. Şarkıcıyı hatırlamak istiyorum, telefon kesiliyor, radyo devreye giriyor, çalan şarkının içinde rapçi bastıra bastıra “Shakira Shakira” diye bağırıyor. Shakira ile ilgili bilgi arayışım nasıl bu kadar kolay cevap buldu? Çünkü fazla bağlantısı yoktu. Başka algoritmalar ile bağlantısı yoktu. Net bir bilgi arıyordum. Bu bilgiye ulaşamazsam hayatım tehlikeye girmeyecektı ya da aç kalmayacaktım. Bu bilgi arayışı ile ilgili yumurta pişirme algoritmasındaki gibi girift bir durum yok. Korku, beslenme, korunma, cinsellik… Beynimin içindeki internette, bunun gibi sayabileceğiniz dünya kadar popüler algoritmanın hiçbirinden beslenmiyordu. Olayı karıştıracak ve istediğime ulaşmayı zora sokacak yan unsurlar yoktu. Kainattaki diğer popüler algoritmalarla da çakışmayan bir seçim olmuş. Arama çubuğuna sadece “ucuz televizyon” yazmış gibi, milyarlarca olası paralel evrenden, yüzlerce radyodan birinde Shakira’nın isminin geçtiği kanal ve tam o sırada telefonun geçici olarak devre dışı kaldığı an ile ilgili paralel boyutu seçmiş oldum.
Okumaya devam et…
