
Bütün kutsal kitaplarda benzer bir ifade var. Kapsamlı ve detayları çok iyi düşünülmüş bir plana göre yaşamaya çalışsak bile hayat yolunun bilinmeyen sürprizlerle dolu olduğunu, bir yere kadar plan yapabileceğimizi, bir yerden sonra karşı koyamayacağımız güçteki kaderin devreye girdiğini anlatıyor. Sürpriz, inanılmaz mutluluk ve başarılara ya da hayal kırıklığına sebep olabilir. Ufacık bir olay hayatımızın akışını baştan sona değiştirebilir. Kırılan bir kalp, bir kaza, hastalık, kaybedilen iş, ekonomik krizler, savaşlar vs. Ölüm…
Belirsizliğin içinde yaşıyoruz ve fakat içgüdüsel olarak hayata olumlu bakmaya çalışıyoruz. Feleğin sillesini yesek de ayağa kalkıp dik durmaya, kadere boyun eğmemeye onu değiştirmeye çalışıyoruz.
Kaderimizi değiştiremememizin sebebini bu video çok iyi anlatıyor. İsteğimizi doğru talep edemiyoruz. Algoritmayı yanlış yazıyoruz, Tanrı da ne yapsın, ne diyorsak onu yapıyor, yine de ona kızıyoruz.
Gördüğünüz üzere Darnit ailesinin babası sadece talimatları takip ediyor.
Lisedeyken matematik dersinde fonksiyonları öğrenmeye başladığımız zaman fonksiyonların öğrencilere problem çıkarıp hayatımızı zehir etmek için uydurulduğunu düşünürdüm. Fonksiyonun matematikteki tanımı çok karışık. İnternette çok pratik ve anlaşılır bir benzetme buldum. Fonksiyonu kıyma makinesine benzetiyordu. Makineye bir taraftan et koyarsanız diğer taraftan kıyma alırsınız. Fonksiyonlara da bir taraftan ardışık ….-6,-5,-4,-3,-2,-1,0,1,2,3,4,5,6…sayıları girerseniz formüle bağlı olarak diğer taraftan belli bir formu yakalayan grafikler alırsınız. (Aşağıdaki LOVE grafiği fonksiyonların değil denklemlerin grafikleri. Farkı anlayamayacağınızı biliyorum ama yine de söyleyeyim dedim.)


Kuantumdaki dalga fonksiyonun grafiği ise çok janjanlı. Üç boyutlu. Grafik, elektronun nerelerde olabileceğini gösteriyor.


Janjanlı grafik sadece bir elektronun olabileceği yerleri gösteriyor. Schrödinger’in nükleer bir parçacığın aynı anda hem kediyi öldürdüğü hem de öldürmemiş olduğu deneyi hatırlayın. Deney kedinin kaderini nükleer parçacıktaki belirsizliğe bağlıyordu.
Kuantum mekaniğinin Everett – Wheeler tarafından yapılan yorumu ise sistemin unsurlarının fonksiyonlarının da hesaba katılarak bunların bileşkesinin aslında gerçekliği oluşturduğunu söylüyor. Kedi, nükleer parçacık, zehir, gözlemci, kutu… Kimi küçük kimi büyük, hepsi birer kıyma makinası… Bunların içinde bilinci olan sadece kedi ve gözlemci var. Gözlemcinin ve kedinin bilinçlerine yani algoritmalarına yani kıyma makinalarına dayalı ortak fonksiyon nükleer parçacığın kediyi öldürüp öldürmeyeceğine karar veriyor. Kutu kapağı açılana kadar kedi hem ölü hem de canlı.
Mekaniğin şöyle çalıştığını düşünüyorum…
Yediklerimiz, içtiklerimiz, solduğumuz hava, çevre şartları hormonları –> hormonlar algoritmaları, fonksiyonları yani kıyma makinalarını harekete geçiriyor.
Kıyma makinalarımız iletişimde olduğu diğer kıyma makinaları ile ortak yeni bir fonksiyon kuruyor.
Kıyma makinalarımız aslında nöronların içinden akan elektronların çalıştırdığı beynimizin içindeki kalıplar. Elektronlar ışık hızında hareket ettikleri için ve ışık hızında zaman kavramı olmadığı için zamanın yani önce ve sonra kavramlarının olmadığı bir ortamda fonksiyonlar iletişim içinde bulunuyorlar.
Fonksiyonlar az ya da çok ancak her biri sonuca etkime adına en az bir kelebeğin kanatlarının çıkardığı rüzgarın bir fırtınayı tetikleyebileceği potansiyelde belirleyici olmak kaydı ile ortak yeni bir fonksiyon oluşturuyorlar.
Yeni fonksiyon google da, sonsuz sayıdaki olasılıklar havuzunda bir geleceği, yaşadığımız ‘gerçekliği’ tekilliyor ve seçilen paralel evren ‘şu an’ oluyor.
Bir dilek tut ama ne dilediğine dikkat et. Tanrı’yı kendine güldürme.
Okumaya devam et…
“Bölüm 28: İnsan plan yapar, Tanrı güler.” için bir yorum