Bölüm 16: Djokovic Nadal’a karşı…

Elimi havaya kaldırdım… Meğerse beynim ‘elini havaya kaldır’ emrini benim elimi kaldırmamdan yaklaşık 5 ila10sn öncesinde zaten vermiş. Beynim olayı yaşamış, bitirmiş, ben sadece çekilen filmi izliyormuşum. Zaten geçmişte yaşıyormuşum. Kastım gözümün olayı görüp, beyne iletip, beynin algımasına kadar geçen milisaniye seviyesindeki zaman aralığı değil. Ciddi ciddi 5 ila 10 saniye…

Beyin üzerinde yapılan çalışmalarda beynin olaylar yaşanmadan 5 ila 10sn önceye kadar bütün olayı kendi içinde yaşayıp bitirdiğini saptamışlar. İlk araştırmalar Benjamin Libet tarafından başlatılmış. Sonrasında Alman Max Planck Enstitüsünde detaylı, ciddi araştırmalar yapılmış… Aşağıdaki linkten araştırma hakkında daha detaylı bilgi alabilirsiniz.

https://www.mpg.de/research/unconscious-decisions-in-the-brain

Aynı konuda Nature.com da çıkan makale 15sn olduğunu iddia ediyor.

https://www.nature.com/articles/news.2008.751

John Dylan Haynes’in yorumu

Morgan Freeman’ın sunduğu ‘Through The Wormhole’ dizisinde ‘Do we have free will?’ bölümünün 38. dakikasından itibaren aynı konudan bahsediliyor.

En basit anlatımla, deneklere MRI cihazı içindeyken çeşitli fotoğraflar gösteriliyor. Fotoğrafların uyandırdığı duygular, fotoğraf deneklerin ekranlarında belirmeden 5 ile 10sn öncesinde MRI cihazında görüntüleniyor. Fotoğrafın uyandırdığı duyguyu, fotoğraf gösterilmeden 5 ila 10 sn öncesinde denek hissetmiş oluyor. Takdir edersiniz ki bu çok büyük bir iddia. Dolayısı ile deneyler de çok ciddi yapılmış.

Ben bu çalışmadan, her şeyin ortalama 7 saniye önce beynimizin içinde zaten yaşandığını, biz olayları yaşadığımız sırada beynin olayları çok önceden yaşayıp bitirmiş olduğu ve sonraki olaya geçmiş olduğunu anlıyorum. Bu arada sadece problemlerin çözümü için odaklanan bir adet beyinden bahsetmiyoruz. (Beynimizdeki kediler bölümünde bahsettiğim sürüngen, limbik ve neocortex beyinler) Her bir beynin kendi perspektif, deneyim ve bünyesinde bulunan algoritmasına göre, olayları değerlendiren, algılayan ve  kayıt eden ancak birbiriyle inanılmaz bir dinamik içinde iletişimde bulunan, bir yandan da vücudun yaşamsal ihtiyaçlarını gidermeye devam eden, koordine eden, karşılaşılan duruma göre vücudu mikro ve makro ölçekte savunan bir sistemden bahsediyoruz.

Peki beyin karşısına çıkacak olan şeyi 5-10sn öncesinden nasıl biliyor? Konu kuantumla ilgili. Hem ölü hem canlı kediler yetmezmiş gibi şimdi de bu çıktı karşımıza.

Djokovic Nadal’a karşı… Maç ile ilgili gördüğünüz ilk karedeki vuruştan sonra aslında Djokovic ile Nadal arasındaki maç kuantum ortamında zaten bitmişti. Djokovic’in kazanmıştı bile. Djokovic ile Nadal kunatum ortamında algoritmalarını yarıştırdılar ve sonuç bizim gözlemlediğimiz andan 5-10 sn öncesinde zaten belliydi.

Bahsettiğim olayı televizyon yayınlarındaki olası bir uygunsuzluğa müdahale etmek için yapılan bir kaç saniyelik gecikme gibi düşünebiliriz. Mesela spiker istemeden uygunsuz bir şey söylemiş ise yayın yönetmeni yayını durdurabiliyor, ya da araya reklam alabiliyor… Her ne kadar biz olayları canlı olarak düşünsek de gerçekte olay yaşanmış bitmiş oluyor.

İddiam şu;

  • Biz baktığımız anda var olan şeyler biz bakmayınca yok oluyorlar, aynı bilgisayar ekranındaki yanıp sönen ışıklar gibi.
  • Hareketlerimizi atalarımızın milyar yıla yayılı Long Exposure yaparak deneyimleyip doğruladığı, bu sayede hayatta kalıp sonraki nesillere liettiği, bundan ayrı olarak da, kendi deneyimlerimize dayalı oluşturduğumuz algoritmaların sayesinde gerçekleştiriyoruz.
  • Sadece anlık hareketlerimizi değil, geleceğimizi de bu algoritmalar sayesinde oluşturuyoruz.
  • Beynimizdeki algoritmaları çalıştıran, nöronlarımızın içinde akan elektronlar. Elektronlar ise ışık hızında hareket ediyor. Einstein’ın izafiyet teorisindeki meşhur E=mc2 formülüne göre ışık hızı seviyesinde zaman kavramı/boyutu/büyüklüğü ortadan kalkıyor.
  • Beynimizdeki algoritmalar biz olayı yaşamadan 7-10sn öncesinde ne yaşanacağını zaten yaşamış oluyor. Maddeleri ve canlıları oluşturan atom altı parçacıklar ışık hızında hareket ederken zamanın var olmadığı bir düzlemde zaten sürekli bir iletişim içinde. Birbirine dolanık parçacıklar zaman kavramının olmadığı bir ortamda iletişimde oluyorlar.

Bu bilgilerin ışığında, beynimiz yani nöron ağlarımız aslında birer kuantum bilgisayar. Diğer bilgisayarlarla yani kainattaki canlı cansız her varlıkla bir tür internet gibi bir ağ ortamında iletişim içinde. Yaşanacak olaydan 7-10 sn önce nöron ağı içinde oluşan algoritmaların iletişimde olunan diğer algoritmalarla ortak hareket ederek, baskın algoritmanın galip geldiği, sonsuz sayıdaki dalga formundaki potansiyel gelecekler içinden birini seçtiği ve onu tekillediği yani o anı yaşadığımız bir platformdayız.

Özgür irade diye bir şey yok. Var olan algoritmalarımızın seçtiği hayatı yaşıyoruz.

Bölüm 16: Djokovic Nadal’a karşı…” için 2 yorum

Yorum bırakın