Bölüm 13: Tekrar, tekrar ve yine tekrar…

Aşağıdaki resim Long Exposure fotoğraf tekniği ile çekilmiş, resim değil gerçek bir fotoğraf. Çizgi helezon şeklinde görünen ise yıldızların ta kendisi.

Bu teknikte fotoğraf makinası hareketsiz bir objeye sabitleniyor ve saatlerce artarda çekilen fotoğraflar pozları üst üste bindiriliyor. Yukarıdaki fotoğrafta ağaç ve Polaris ( Kutup yıldızı) sabit iki obje. Yıldızlar, 6 saat boyunca kendi ekseni etrafında dönen dünyanın hareketi sebebi ile baktığımız noktaya göre yer değiştiriyor. Fotoğraf makinası hareketi üst üste bindirince resimdeki görüntü oluyor. Kutup Yıldızının konumu öyle bir pozisyonda ki Kuzey Yarı kürede nereden bakarsanız bakın aynı noktada gözüküyor. Bu yüzden girdabın merkezi gibi görünüyor.

Kutup yıldızı neden sabittir? Dünya’nın kendi etrafında dönerken gece yıldızlar da hareket ediyor olarak görünür. Halbuki dönen sadece Dünya’dır. Dünya kendi ekseni etrafında dönerken, yıldızlar da bu eksenin etrafında dönüyormuş gibi görünür. Kutup yıldızı/Polaris ise hemen hemen bu eksenle aynı doğrultuya denk düştüğünden gece boyunca sabitmiş gibi görünür.

Aşağıdaki resimde ise sadece 8sn lik bindirme var. Resimde hareket eden insanlar bulut gibi bir görüntü veriyor.

Bu resimde bindirme 12 sn…

Görüldüğü üzere süre uzadıkça hareket eden insanlar silikleşiyor, yok oluyor. Bu fotoğraf tekniği karanlık ortamda daha da başarılı çalışıyor.

Deniz Fenerinin 2 dakikalık fotoğrafı…

6 dakikalık pozlama…

Sadece ağaçlar sabit…

Gözümüz “Camera Obscura” yani fotoğraf makinasındaki karanlık oda mantığı ile çalışıyor. Nesneler gözümüzdeki mercekten geçerek gözün içindeki karanlık odada aynı yandaki resimdeki gibi ters olarak şekil alıyor. Daha sonra beynimiz bunu ters çevirip algıladığımız hale dönüştürüyor. Gözümüz özünde yukarıdaki fotoğrafları çeken kameradan farklı değil. Aynı fizik prensibini kullanıyor.

Beynimizin fotoğrafçılıktaki Long Exposure (LE) tekniği ile yaşamamızı kurguladığını düşünüyorum. Sadece görüntü değil bütün deneyimlerimiz dolayısı ile geleceğimiz de aynı tekniğe bağlı fizik kuralı üzerine kurulmuş olmalı. Yaşadığımız her şeyi LE olarak kayıt altına alıyor olabiliriz. Fraktal desen yaşadığımız olaylardaki çekilen resimlerin üst üste bindirilmesi ile oluşuyor. LE fotoğraflardaki gibi aynı unsur ne kadar sabit kalıyorsa o kadar çok netleşiyor. Bir şeyi ne kadar çok aynı şekilde yapıyorsak o kadar sabitleniyor. Diğer detaylar silikleşiyor.  O yüzden bisiklet ya da araba kullanmayı, geçtiğimiz yolları unutmuyoruz. Bisiklet kullanmanın fotoğrafı değil, bütün duyu organlarımızın yaşadığı şeyler üst üste bindirilerek kayıt ediliyor. Tekrar edilmeyen unsurlar silikleşiyor, bulutlanıyor. Çok tekrarlanan sabit kalıyor, derinleşiyor, diğer detaylar silikleşiyor. Böylece mesela bisiklet kullanma ile ilgili fraktal desen yani algortima oluşuyor. Bahsettiğim sadece gördüğümüz şeyler değil, tüm deneyimlerimiz, duygularımız.

Konuyu basit iki boyuta indirip prensibi açıklamak için ilk fotoğrafı tekrar inceleyelim.

Polaris ve ağaç iki ana sabit. Pozlama yüzlerce kere tekrarlandığı için net durumdalar. Bu fotoğraf iki boyutlu ancak içinde zaman süreci içindeki hareketi de kaydetmiş durumda. Resim iki boyutlu. 3 boyutlu olmadığı için derinlik kayıt altında değil.

Yaşadığımız bir olay sırasında yaşanan bütün deneyim beyne kaydediliyor. Bisiklet kullanmayı öğrenirken tekrar ettikçe kullanma sırasında yaşadığımız deneyimin sabitleri üst üste geldikçe iyi ya da kötü öğrendiğimiz bilgi pekişiyor değil mi? Benim kastım da tam bu. Tekrar ettikçe sabit unsurlar tekrar nedeni ile pekişiyor. Bisiklet kullanma algoritmasında bizi dengede tutan unsurlar sabitleniyor. Diğer deneyimler sabit olmadığı sürece üst üste binen hareket resimleri olduğu sürece silikleşiyor, yok oluyor ve unutuluyor. Sabitler ise perçinleniyor. Bisiklet kullanma programının ana unsurunu oluşturuyor.

Peki Algoritma nedir?

Okumaya Devam et…

Bölüm 13: Tekrar, tekrar ve yine tekrar…” için 2 yorum

Yorum bırakın